26 Ağustos 2007 Pazar

Bekçi bunlar. :)

Şu bannerda, koltukta uyuyan tatlışlarım var ya. Üstteki Boynubükük "derviş", alttaki ise Roka.
Edit: Banner sık sık değiştiriyorum ya, şu anda o resim yok.:))
Boynubükük 8 nisan 2006 doğumlu
(bir gün de onun hikayesini yazmak istiyorum aslında)
Roka ise geçen Ramazan da yağmurlu bir akşam bahçeye geldi. Tahminen bir aylık, insana alışık kedi bilmez olarak..


Maşallah,maşallah.:)
Artık biri 1,5 yaşında; biri 1 yaşında adamlar olarak ne yapıyorlar biliyormusunuz?
Biz ya da ben evden çıkınca, bir kedi için bayağı mesafe olacak bir noktaya kadar peşimizden geliyorlar.
Ve biz eve dönene kadar aynı nokta da bekliyorlar.
Ya ikisi birden ya da biri. Artık ben evden çıkarken hangisi bahçe de ise..
Ben bunu farkedene kadar birkaç sefer geçti yanlız.:(
Hep genelde farklı taraftan eve dönmemiz icap ediyor.(arabaya binilen ve inilen yer farklı oluyor mesela)
Bütün yollar Roma'ya değil, bizim eve çıkıyor. Yön çok yani. :)))
Tabi ki artık kesinlikle aynı yerden geliyorum ki, çocuklarım orada ağaç olmasın.:))
Eşime söyledim inanmadı ilk önce. "Bunlar kedi, köpek değil" dedi.
Ama gözüyle görünce inandı tabi.:))
-------------------------------------------------
Bu resim ise Maydanoz'un yavruların doğduğu gün.:)
Sonra altlarındaki gazete kalktı doğal olarak.
Artık 15 günlük oldular,gözleri açıldı. Ama loş bir yerde oldukları için flaşla yeni resim çekmedim. :))

19 Ağustos 2007 Pazar

Tilkinin dönüp geleceği....


Döndük, başka boyuttan açılan ayna kapıdan geçerek. :P
Benim sadece elim geçti,yazmak için bir tek elim lazım doğal olarak. :)

Eşime dedim ki "Paticikleri taşıdığım wordpress kapatılmış."
O da " aa kedileri onunla niye taşıyorsun? Ben sana kutu alalım demiştim" dediiii.
"hahah çok komik, ben de bunu yazmazsam görürsün" dedim ve yazdım.:))
Eeee "Ben bilmem,kocam bilir"
Bu atasözü de! bu sayfaya yakışır, çünkü o bir veteriner.:)

Not: Not: Not:
Maydanoz pazar günü üç tane doğurdu. :)
2. Not:
En kısa zamanda yorumları da yükleyeceğim. :)
3. Not:
Buradan taşınıp sadece adresi gösterdiğim günler,meğer anonim yorumlara kapalı bırakmışım.Özür dilerim.

Bu Bir Canlı yayın.:)


Bu ufaklığı biraz önce buldum.Yan bahçenin resimde görünen köpeği kesik kesik havlıyordu. Eşim daha önce köpeklerin kedi görünce öyle havladığını söylemişti.
Amaniiin benim bebelerden biri o tarafa mı geçti diye fırladım. Maalesef o kadar küçük yerden -telin normal deliğinden bile- geçebiliyorlar ki



Bu köpek geçen sene Boynu büküğün kız kardeşini 3-4 aylıkken öldürmüştü. Kızımız da çok dik başlı korkusuzdu, kaçmayıp ona kafa tuttuğu kesindi. O da köpekliğini yapacaktı doğal olarak.

Maalesef :((((


İşte yine koştum ki, aay bu miniği yemeye çalışıyor. Kendileri evde yoklar, bahçe kapıları kilitli. Koca totom ise duvarı aşamıyor. Allah'ım nasıl bağırıyorum, "Zeytin dur, Zeytin" benimkiler korktu koşuşturmamdan. Yer döşemeciler uzun bir döşeme parçasını bırakmışlar evde duruyordu ne zamandır. Eve koşup onu kaptım, Zeytin'i itip kovaladım. Bunu da çağırdım, geldi kapıya.
OOh çok şükür. Burnunun üstü biraz zarar görmüş, başka da bir şeyi yok.
Sabahleyin de bakkaldan gelirken anne bir sarman görmüştüm.. Ona "benim hiç Sarmanım yok biliyormusun?" demiştim.. Kesin onun yavrusu, büütn çevreyi aradım, o anneyi bulayım diye. Bunun kardeşleri vardır,yuva yakındır filan ama henüz bulamadım.

Acıkmııış, eh bahçe anne dolu iken benim biberonla uğraşmam ayıp dimi? :)))
Lulu hanımı zor ikna ettim. Maydanoz ve Julia artık emzirmiyor. Zıpzıp'la da uğraşmadım. Lulu'ma "Gel benim prensesim, sen emzir sana özel tavuk vereceğim" dedim. :))
(Ama iş sonunda bize kaldı, çok fena ısırıyor diye kaçtı çoğunca Lulu.Neyseki katı yemek yiyebiliyor.)

Pek gönülsüz durdu ama neyse emdi. Tuvaletini de yaptırdım. Şimdi evde uyuyor.

Bu arada yaz gelince kirpimiz geri geldi tabiii.
"Hala kış uykusu uyumayacağım ya teyze" dedi bana. :))
Bahçede kalan tavuk artıklarını da o temizliyor geceleri. :))

Yaşasıın (yok erken sevinmişim)


( Bu yazının asıl tarihi 20 Temmuz 2007)
EDİT: Erken sevinmişim evet.
bu yazı geçersiz kaldı maalesef.

O gün bahçede yavruya pire ilacı
dökmüştük.

Bir süre bekledik, ondan sonra gittiler.
Ama hayvanı götürüp hemen yıkatıp,
tırnaklarını kestireceklerini bilmiyordum. Bana bunların bir kaç gün sonra yapılacağını söylemişlerdi.
Ama bebişim bütün şokları aynı gün yaşayınca
1. gece hiç bir şey yememiş.
2. gece ise uyumamış. Geri getirdiler.
Ve maalesef Maydanoz o zamandan beri hepsine hırlıyor.:(
Gerçi 2,5 aylık olmuşlardı. Ama emmeleri gerekmese de emziriyordu. Neyseki kardeşler yine birbirine sarılıp yatıyor.
Onlar başka yeni doğacak yavruyu çok küçükken alalım diye istediler. Ama eşim Kedinin duygularını ön plana almadıkları için onlara 2. bir kedi vermeyi istemiyor.
Resim: Tek olan Gümüş. İki kedi olan ise Tekir kardeşi ile. Ona da siz isim bulurmusunuz?
( 3. kardeş karaoğlan eski yazı bölümünde.)
---------------------------------------------------------------------------
Maydanoz'umun gri oğlu, maşallah..)
Artık bir evi ve Fulya ablası var.:)
Boncukcum sen sordun onu ev buldu. Senden ricam, Karaoğlan hariç hepsini tek tek sorarmısın lütfen? Uğurlu geldin çünkü.:)
Evveli gün konuştuk,ona bayıldı Fulya kızım.Adını bir ihtimal Gümüş koyacaklarmış.Hemen gidip ona yatak,taşıma çantası filan ne gerekli ise hepsini almış,hazırlamış. Dün akşam üzeri gelip aldı.Ahbapları veterinere görürüp yıkatmış,tırnaklarını kestirmiş.Temiz temiz eve gitmiş.Demin telefonda konuştuk. Güzel uyumuş ama pek yemek yememiş. Ee annesinden ve kardeşlerinden ayrıldı.:(
Ben "başka kedi isteyen kimse varsa bana yollayın" dedim bir ara. Fulya'nın annesi "yok yollamayalım,siz çok evham yapıyorsunuz" dedi.:)

İyice sorguladım ya, sokağa atmayacaklarına emin olmak için.:)

Yan komşumun ahbabı ve bize de yakın oturuyorlarmış. Fulya onun köpeğini sevmek için uğramış,bahçede yavruları görmüş.Meğer aylardır yavru kedi arıyorlarmış. Daha minik biberonla besleyebileceği yavru istiyormuş ama ben de "bunların anneleri var, niye daha minikken ayırayım kıyamam" dedim. Üstelik Maydanoz Hıdırellez sabahı doğurdu, ne güzel değil mi? Maydanoz'u Fulya'nın kucağına verdim biraz, annesi koksun diye. Maydanoz'da ne sever! ya yabancının kucağına gitmeyi.:(

Hıım bir de Julia'nın beyazını dişcime götüreceğim, sabırsızlıkla bekliyor.Sanırım hafta sonu götürürüm.Yani çok şükür 2 tanesi ev buldu.:)
Karaoğlan ise bizim maskotumuz olarak kalacak.:) Bakınca sadece iki boncuğu gözüken ama miyavladığında pembecik bir pencere açılan bir maskot.:)(Maşallah,maşallah)

Çok oyuncu değil ama.Sakin bir pisi,yanlız yemek yerken canavarlaşıyor.:P

Kendi yediğinin haricindeki tavuklara da patisini basıp; hem yiyor hem hırlıyor diğerlerine. Tamam hepinizin yerine mıncıklarım ben onuu






Maydanoz hanım birinde pencere içinde, birinde bahçede bana yan bakış atarak emziriyor.(Maşallah,maşallah)

Rokam (ona da maşallah)

( Bu resmin asıl tarihi: 8 Temmuz 2007)
(resimde Roka eşimin kucağında uyuyor)

Çok gergin geçen bir haftanın son günü; problemler çözüldü. Rahatladım ve tuğla kalınlığındaki pazar gazetesi keyfime koltukta uzanıp başladım. Normalde bunu hep kahvaltı sonrası sandalye üzerinde yapardım. Benim uzanmamı fırsat bilen Roka bey, koştu geldi. Üstüme yatarak kafasını bütün ağırlığı ile çeneme dayadı. Başladı o dünyada en sevdiğim ses mutlu kedi gııır,mııırına. :)

Allah'ım ne etmeli, ben bu anın resim fırsatını kaçıramam da. Kımıldayamam ki. Oğlum odasına kapanmış, seslensem çenem hareket eder, bu da kalkar. Telefonum elimin altında değil ki çaldırayım.
Aay ay neyse oğlum çıktı mutfağa gitti. :)
Hemen fısıltı ile:
"Annneem, gel gel"
"Efendim"
"Gel bizim resmimizi çek lütfen."
Ve çok şükür poz kaçmaz, resim çekilir.:) Amaa buraya konamaaz, diğeri gibi. Bu resimler hep Roka ile oluyor nedense.:)
Herşeyden öte başım açık. :P
Bıraktım gazeteleri tabii. Hiç öğle uykusunu sevmem. Çünkü bir daha kendime gelemem. Ama o gün Roka'cım ile sıcacık, tatlı yarı uyur yarı uaynık 2-3 saat geçirdik. Yarı uyur diyorum, çünkü o sesi sürekli duydum. Gııır mııır.:)
( en öndeki Roka,ortada Boynubükük, sondaki Y.B.)
EDİT:kuyruğunun nereden itibaren hissiz olduğu belli bu resimde.

Bu anı bir-iki ay öncesinden. Çok şükür ki geçirdiği kazanın
rahatsızlık veren arazları kalmamıştır artık. Sadece kuyruğunun vücuduna yakın 3 parmaklık kısmını kaldırabiliyor , gerisi felçli. Başlangıçta bu tuvalette sorun yaratıyordu. O bölümü kesmeyi düşünüyorduk. Ama o da kalmadığı için, görüntüsünü çirkinleştirmeyeceğiz güzelimin. Artık büyüyen Roka bey kız peşine düştüğünden seyrek uğrar oldu malikanemize.:(-Biraz uzak- karşı apartmanın bahçesinden çıkmaz oldu. Günde bir kere akşam yemeğe gelir. Çok sevildiğini bilmemin şımarıklığı ile içeri dalar,yemeğini yer. (Çünkü illa biraz geç gelir, diğerleri yemiştir tavuklarını) ...................

Diye yazdım, taslağa attım bu yazıyı geçen hafta.Sonra ne mi oldu?

Roka'cım geri dönüp, gıııır mıııır yine benden ayrılmaz olduuu... :)
bu da benim kediler için tavuk pişirme tencerem.:)



Çok sonra ek:

Roka'nın durumunu bir kaç ay önce şurada biraz anlatmışım. 2 blogum konu itibari ile bayağı karışmış birbirine. Konu bütünlüğü açısından biraz daha düzenleyip, buraya da alıyorum:

Roka kedim bir kaza geçirmiş sanırım. Bir gece yemeğe gelmeyince bahçenin arka tarafının ışığını yakarak onu aradım. Kameriyedeki masanın altına dip köşeye çekilmiş: "Gel annem" dedim. Beni görmekten dolayı yüzünde oluşan mutluluğu hala gözlerimin önünde.

Ama çok yavaş hareket ediyor, ben oraya giremiyorum. İkimizinde gayretlerin sonucunda uzanıp gelebildiği noktadan aldım bunu. İsabet ki sadece ön patilerinden tutmuşum. Arka taraf çok belirgin bir yara yok ama çamur içinde. Hemen eve getirdim, kocaman bir kutuyu naylonla kaplayıp içine yatırdık. Çamurlarını temizlemekle uğraşıp ona acı çektirmedik, ağrı kesisi iğne yaptık o gece sadece. Hiç gözü yemek filan görmeden uykuya daldı.

Ne olduğunu da tam anlayamadık ama bir kaç gün arka patilerine basamadı. Hep kutuda yattı. Darbeyi esas beline yemiş.
Çişini tutamıyor,kakasını yapamıyor. İğnelerden sonra bayağı ayağa kaktı. Kakasını yapmak için ille dışarı çıkmak istiyor.
Bir kaç tane yer kazıp uğraşıyor filan. Ama tek başına çıkaramıyorum. Artık çok yavaş hareket ettiği için arabalardan kaçamaz diye başında bekliyorum.
Evde de artık kutu istemiyor. Bir köşeye kalın battaniye koydum. Üstüne yatırıyorum.
O hali ile kucağımda uyumak istiyor. Kalın bir şeye sarıp alıyorum ne yapayım?
Evet beni kimse artık tanıyamıyor.
Manyak huylu titiz karı nereye gitti, nelere katlanıyor diye deli muamalesi yapıyorlar. :P
Ama demin kızdım artık. O ki kedilerin en akıllısı idi, defalarca "koltuk yok" dedim.
Çıkmış, çişi damlamış kızmama çok üzüldü, bende üzüldüm. Şimdi kucak istedi, gidip onu biraz kucağımda yatıracağım.
Sonra onu kapalı balkonda battaniyesinde bırakıp, kursa gideceğim.

Sevince Esnerler :)

( Bu yazının asıl tarihi:29 Haziran 2007)


Yazacak konu çok. Ama sıcak rehaveti bastı. Size de geçirelim..:)
Esne Maydanozum, bebelerin emerken...:)(resim 30 mayıs.maşallah maşallah)

Esne Lulu'cum. keyif senin.(resim 22 haziran. maşallah maşallah)

Esne Boynubüküğüm bu işi en iyi sen beceriyorsun. (resim:27 mayıs)
burada da güzelsin.:) maşallah maşallah.

Y.B. :( resim 29 Mayıs :(

hoşgeldi :)

( Bu yazının asıl tarihi:23 Haziran 2007)

Bahçede yeni bir konuk var.
Yoksa kalıcı ikamet mi demem lazımdı?.
Bir bızdık. 1,5- 2 aylık olduğunu tahmin ediyorum.
Birisi atmışta olabilir. Ama insana alışık değil.
Geleli bir hafta olmasına rağmen benden hala kaçıyor.
Ama koca erkek kedilerin önünden tavuk kapıp kaçmayı da biliyor,beceriyor yani.
Julia'nın karabebeği ile iyi arkadaş oldu..)
En ilginci artık tamamen bahçede yaşıyan
(yani depo bodrumdan çıktılar)
Julia ve Zıpzıp ailesine katılması.
Onu da emziriyorlar.:)
Yavruları dörtlemiş oldular anlayacağınız.
Maydanoz hanım ise, pek sert bir anne.
Çocukları dışarı çıkmak isteyince dövdü resmen ilk günlerde.
En tombalak bakımlı yavrular (maşallah maşallah)onlar.Ama ancak bordumun merdivenine çıkıyor, sonra içeri kaçıyorlar. Biraz yabaniler kısaca.


Yaman Benek ilk defa dün gece dışarıda yattı. Artık hep orada en sevdiği ağacın altında uyuyacak.:(

Ne güzel, ne güzel.:)

( Bu yazının asıl tarihi: 12 Haziran 2007)

Resim: Medine, Peygamber efendimiz(s.a.v) in Ravza-ı mutahharası
Bunu paylaşmadan edemedim. Benim burada linklerimde Kubiş kızım var ya. Onun annesi,teyzesi,dedesi filan umreye gittiler yeni. Teyzesinin blogu var( ve evinde Vuu adlı bir siyam kedisi var) "Biz gidiyoruz" diye yazmış. Bende oraya şu yorumları bırakmıştım.
"Hayırlısı ile dönün ve inşallah beni de dualarınızda unutmamış olun.:)"
bu da döndüklerinde:
"hoşgeldiniiz.:)"
Bana yazdığı cevap beni mestetti. Hepinizle paylaşayım bunu dedim. Tek kelime ile bayıldım. Buyurun okuyun.:)
"Paticikler:Ya orda kedı gordukce sen aklımıza geldın hatta bi kac kedıyede selam ve dua bıraktım bunlarıda sonra anlatırım ALLAH razı olsun .aaaa ıkı kere yazmıssınız salıha hanım hosbulduk tekrardan"

Teşekkür ederim Sema hanıımcıım.:)

Çok şükür

(Bu yazının asıl tarihi:8 Haziran 2007)

Bu resim bu sabaha ait.:)
Yemek yiyor artık. Hem de ben didelemeyim tavuğu, kendi uğraşsın istiyor.(yanlız tuvalet konusunda sorunu devam ediyor.) Yakında inşallah koşturup yine oynama videolarını da koyarım. Henüz o kadarına hali yok.

Ben de eski resimlerinden koyuyorum.
Bu resim 25 nisan tarihli.Daha kardeşleri doğmadan önce, anne ve Boynubükük abisi ile mutlu mesut yaşarken, tamamen dışarıda kaldı, nasıl depresyona girmesin değil mi?Ama artık hayat daha sakin buralarda çok şükür. Lulu hanım pencereden giren güneşi tehlikeli addedip, tülümü pençeliyor.Bir sağlam o kalmıştı ya, olmaz yani... Neyse güneş kaçtı,yağmur yağdı.Maydanoz yeniden evlenerek muradına erdi.:(


Oğlumdan fırsat bulursam yazacak bir dolu konum var. :(

Bu resimde Yaman Benek nerede?

Önde oturup Boynu bükük,
diğerini bulurmusunuz? :)
Resim.12 Mayıs 2007

Dua bekliyoruz.:(

( Bu yazının asıl tarihi:5 Haziran 2007)
Dua istiyoruz, çünkü Yaman Benek çok hasta. Alt yazıdaki yeşil peluşta; Lulu'nun 2 günlük yavrularının resmini çektiğimiz gündü. (27 mayıs) Lulu birden yerinden kalktı, çok kesin ve kararlı adımlarla ( ki arada yapar bunu, ürkütür beni. Bu nereye gidiyor diye şaşkın izlerim) Yaman Beneğin yanına geldi. Onu yaladı ve emzirdi. Doğumdan sonraki 2 gün boyunca ikisi de, birbirlerine yanaşmamışlardı.

Biz de sevindik. "Onunla da ilgileniyor, ne muhteşem anne" dedik. Meğer hasta oluyormuş bizim ufaklık, onu hissetmiş. Ateşlendi. Ve özellikle boğazını ve karnını hep yaladı. Ama kusma ya da öksürük filan yok.

Onu takip eden günler boyunca bunu hep tekrar etti. Gece bile 3 sefer gelip gelip emzirdi. Fakat dünden beri artık emzirmiyor.

Ben annesinin doğumundan sonra depresyona girdiğini düşünüyorum. Eşim de artık katıldı bu fikrime. Tedavi için epey uğraştı ama bir cevap alamadık maalesef. Durum ciddi. Sadece çok az süt içiyor kaptan. Biraz da su. Arada bahçeye çıkmak istiyor,gidiyor güneşe sıcağa, toprağa yatıyor. Biraz sonra da içeri girmek istiyor. Evde de bana yakın, ya da omuzumda yatıyor.

Artık vücut ısısı çok düştü. Yerinden kalkınca bağırıyor, tuvalete giderken bağırıyor, tavuğunu yiyemiyor bağırıyor. Bugün hep sarılıp ağladım "ne oluur gitme" diye.

Lütfen çok dua edin. Gözlerin de ki şu acı dolu bakışa dayanamıyorum.
Not: Bu akşam ise Lulu, diğer bebekleri koltuğun üstüne onun yanına taşıdı.Bu kız bizi şaşırtmaktan hiç vazgeçmiyecek. Diğer bütün kızları "anneliği tattılar tamam artık" diye kısırlaştırabilirim. Ama bunu sanırım Lulu'ya yapamayacağım.

İşte geldik,burdayız.:)

(Bu yazının asıl tarihi:30 Mayıs 2007)

Bebelerin raporunu verelim artık değil mi? :)
Bunlar Maydanoz hanımın çocukları.
Tosuncuk gibi maşallah.
Kızım güzel bakıyor bebelerine.:)
Bir de evlenmek istiyorum demese arada.
Tam olacak. :(


Ama Julia cephesinde işler aynı değil. Bir kere maalesef Julia tekrar evlendi.
Daha önce dediğim gibi Julia ve Zıpzıp iki kardeş olarak çocukları beraber emziriyorlar. Ama bu iki anne, nedense hiç bir kedi de görmediğim şekilde pasaklı kızlardır. Yavruları da yeteri kadar temizlemiyorlar herhalde. Bebelerin gözleri sürekli akmaktan ve oluşan çapaktan açılamamış vaziyette.

Halbuki bu bebeler Maydanoz'unkilerden sadece bir gün sonra doğdu. Her gün bir kaç kere eve alıp,gözlerini ilk önce temizliyor,sonra ilaç damlatıyoruz.Bu resimde ilaçlama sonrası kuruması için beklerken. Anneleri belki ilacı yalayıp etkisini yok ederler diye. Bir sonraki sefere kadar gözler yine kapanıyor. :(
EDİT: Bu yazının ertesi sabahı gözleri açıldı bebelerin. Tedaviye cevap verdiler yani. :)

Sıra geldi Lulu'nun 25 Mayıs cuma günü doğan yeni bebelerine.:)



Bu resimler pazar günü çekildi.
İki günlükler yani.:)

Ve yine Lulu Hanım

sokaktan gelen her sesi tehlike zannediyor. :(



Bu resim ise ... ah aah. Tam doğum sonrası yorgun düşüp yatan kızm Lulu'cum. Daha örtüsünü filan değiştirmeden yani.İnsanın içi dayanmıyor değil mi?
Ön planda ise olanlara akıl erdiremeyerek uyuyakalan Yaman Benek.:)
Ya Lulu -son-u yerken filan, benim içim kalktı. Koyayım mı videosunu,hı? :P

Mışıl mışıl

(Bu yazının asıl tarihi:19 Mayıs 2007)



Ben Yaman Benek beyin, babasının kucağındaki deriiiin uyku pozlarını koyayım istediim. :) Ne yapayım dayanamadııım..:)



Ya bu Kleopatra yatışına ne demeli? :)

ANNANE OLDUUUM. :)

( Bu yazının asıl tarihi:6 Mayıs 2007)

Evet annane oldum, hıdırellez sabahı. Kızım sabah namazı vakti "maaav" dedi,kutusu hazırdı. Ben okşamadan girmedi. Yanına oturdum, karanlık severler diye ışığı da söndürdüm. Sıkıntı dualarını okudum, bir sorun çıkmasın diye. O kafası eğik vaziyette, ben bir şey görmüyorum. Bir "mevw" sesi oldu. Çok şükür, çok zayıf olduğu için korkuyordum ama bir saat içinde 3 yavrusu da doğmuştu. :)


Bu resimleride bir gün önce çekmiştim. hamile Maydanoz hatırası :)
Sonrası güzel gelmedi. :( Bizden hiç kıskanmadığı yavrularını evde olan diğer pisiler den -ki onlara aylardır alışmadı, arkadaş olmadı maalesef- müthiş kıskandı doğal olarak. Ama Lulu'nun yaptığı gibi bir kovalayıp bırakmadı. Sanki yabancı bir düşmanla karşılaşmış gibi öldürmek için -inanın bu şaka değil, o anda yüzünü görseniz, rüyanızda bile korkardınız- saldırdı. Biz korumak için kucağımıza aldığımızda, bizde sıkı pençeler yedik. Bu anlatılmaz yaşanır, zavallıcıkları onun patisinden Allah kurtardı, başka birşey değil. Hele ufaklık Yaman Beneğe bir şey olmasın diye evin içinde sürekli bir saklambaç oynanmaya başlandı. Oğlum resti çekti "ben dayıma taşınacağım" diye.
Velhasıl ev bir cehenneme döndü. Mecburen Maydanoz'u bodruma taşıdık. Bunun üzüntüsünden günlerdir bu haberi buraya yazamadım. Bebekleri, maması, suyu ve tuvaleti ile ona orada bir yuva oluşturduk. Penceresi var, ışığı da var. Zaten günde 2-3 sefer çıkarıyorum, geziyor. Seviyorum, seviyoruz. Ama o hiç kir bilmeyen kızımın beyaz tüyleri azcık kömür karası oldu. :(
(Ama artık kendini temizledi ve kömür tarafına geçmiyor)

Şimdi dışarı çıkınca hiçbirine öyle delice saldırmıyor, sadece kovalıyor. Çünkü bahçeyi kendi alanı saymıyor. Dolaşsın diye kapısını açık bırakınca, bir bebeğini ağzına alıyor pencereye geliyor.İçeri girmek için yalvarıyor, tellere tırmanıyor. Bana kafayı yedirtiyor üzüntüden ama alışması lazım, başka çarem yok. Zaten o da ilk önce bahçede her tarafı araştırıyor, başka güvenli yer bulamıyor. Yine götürüp yavruyu yerine koyuyor. İşte durumlar böyle. :(


Bu Julia, Zıpzıp, Tekir, Bekir 4 kardeş bahçenin hiç ayrılmaz süsü. Temmuz'da doğdular.İsimlerinden belli, sadece bir tanesi erkek. Ve Tekir daha bir kere bile kendisine el sürdürmedi. :(

Diğerleri ise beni sev diye emrediyorlar "Mmeeww" sesi ile.:) Hele Julia hiç kucaktan inmek istemiyor. Anne 2 aydan itibaren onları bıraktı. Şimdi sadece yemeğe geliyor ve sanki hiç çocuklarını tanımıyor. Yemeğine uzanana patlatıyor. Bunu daha önce demiştim, Lulu ise bütün yavrulara yemeğini bırakır.

Neyse bu daha bir yaşında bile olmayan garipler benim cadı Maydanoz'um yüzünden, kendileri kızgınlık dönemi bile yaşamadan hamile kaldılar. Hani Maydanoz bütün erkek kedileri bahçeye çağırmıştı ya. Benim her cephede cansiperane savaşlarım hiç fayda vermedi. Erkek kedilere hafif tahta parçacıkları filan attım, kovdum. Biraz uzaklaşıp durdular. "Aa bu kadın deli mi ne? Biraz sonra yine hepimize yemek verecek. Hoşgörelim" dediler zaar.
Tekir bahçede doğurmadı. Bir kaç aparman ötede bodrumdaki bebek arabasına bir kedi 5 yavru doğurmuş. Kesin budur. Apartmanda sahiplenmiş. Ben de hiiiç sesimi çıkarmadım. :P
Maydanoz'un ertesi günü yani 7 Mayısta, sabah Julia da 3tane doğurdu.


Canım benim kapının önündeki kutuda açıkta doğurmuş. Maydanoz gibi de ortalığı tertemiz yapmayı becerememiş. Altındakileri değiştirdim. (Maydanoz'un altındaki örtü tertemizdi) Onu da öbür bodruma ben sakladım. Tatlı kızım güzel annelik yapıyor.

Ve geldik Zıpzıp'a ... O nun cüssesi öyle minik ki, ve kendi öyle saf ki.. Bir ara Yaman Benek'le yanyana çekebilirsem resmi koyarım. 2 aylık yavrudan biraz büyük.

Salı gecesi doğurmuş. İkisini kendi eski yuvalarında doğurmuş, 3.cüsünü Julia'nın olduğu ardiyeye girerken eşikte doğurmuş. Onun kesesini filan hiç temizlemediği için ölmüş. Kendisi de Julia'nın yavrularını kendisinin sanıp onun yanına girmiş.

Diğer yavruları sesinden bulup aldım, başka bir kutuya anneleri ile beraber geçirdim. Bu hemen kaçtı. Bir daha da yanaşmadı. Ben de onları da Julia'nın kutusuna koydum. O bakmaya uğraştı onlara da ama, biri çarşamba, biri perşembe sabahı öldü maalesef...
Hepsi de anneleri gibi beyazdı. :(
İnşallah benim kızları -artık anneliği de tatmış oldular- emzirmeleri bitsin, hemen kısırlaştıracağım.
Ama sanırım Lulu gibi harika bir annenin, anneliğini elinden almaya kıyamam. :(
Bu da böyle bir yazı...patiyle kalın.
EDİT: Biraz önce farkettim, Zıpzıp geceleri Julia'nın yanında yatıyor. Ve onun bebelerini o da emziriyor. İki kardeş beraber büyütüyorlar demek ki.

2.EDİT: İşte 2 aylık yavru Yaman Benek ve 10 -11 aylık kedi (ki bu kedi için erişkin bir yaş) Zıpzıp. Aralarında boyut farkı az. Ama Zıpzıp bebekken çok hastalıklar geçirdi, binbir tedavi ile iyileşti. kendisi biraz küçümen kaldı.Ve bir parça saf diğer kedilere göre. :( O da öyle tatlı ve bahçemin beyaz gelini. :)
3.EDİT: Yaman Benek beyin "Benek" ismi vermeme sebep olan simsiyah kuyruğunun beyaz ucunu işaretle gösterdim. Yaman adı ise eşim "bu çok yaman kedi olacak, adı Yaman soyadı Benekoğlu :) olsun" deyince eklendi.Havaya dikmiş gezerken o beyazlık ona tam ateş böceği görüntüsü veriyor. Çok çok tatlı oluyor. :)

YAMAN BENEK BEY

( Bu yazının asıl tarihi: 20 Nisan 2007)

İlk önce güzel bir pozumuzu koyalım.

sonra hikaye başlasıııın::)


ah bu ne bir bilseniz.:)Efendim ben sabah kedilerin tavuğunu kaynattım. soğusun da vereyim hepsine diye bir kaba aldım.

o zamana kadar pc başına geldim.Lulu hanım mutfaktan çalıp yavrusuna getirmiş,halı üstünde tavuk yediriyor.

Kendine almamış. Onun yemesini seyrediyor
Kızsam kaç yazar. İlk önce resim çektim.
Zaten halı kirlenmiş.:(

sonra onları kapalı balkona götürüp halıyı sil sil sil.

işin ne kızım siiil!

Ondan sonra da benim koltuğum da keyifff.
yav bu koltuklar size yassssag!!:(
Ah hani şurada yavru kedinin hala kendi tuvalet yapamadığını söylemiştim geçen cuma.Ondan sonraki gün Lulu gelip gelip maaw diyor.Bir şey söylemeye çalışıyor.
Kızım ne var, mama,su,süt hepsi burada? Dışarı mı çıkacaksın,yok. Meğer dermiş ki bana "oğlum artık kendi tuvaletini yapacak. onu çıkaralım."
Bir gün daha geçti.:(
Sen tut velet,koltuğun üstüne çık. Gazetenin üzerine bir güzel işemeye başla.
Yani gazetelerin hafta sonu tuğla gibi kalın ve çok olmasına şükrettiiiim.
Gerçi Yavuz Don.at üstüne işenmesinden ne kadar memnun kaldı bilemem.
Bana kalsa öbür gazete de Be.kir Çoş.kun'un üstüne filan yapmasını tercih ederdim. Yok Yavuz'un 9. cumhura halaaa bitmeyen hayranlığına sinir olurum ama, kendisi de aaynı dayıma benzer.Bu yüzden yani...:)

Ben yavruyu kaptığım gibi Maydanoz hanımın tuvaletine koşturdum tabii.Öğrendi hemen koşuyor eşeleniyor yerleşiyor tüçücük totosu ile bayılırsınız.Yine burada yavruların doğduğu yazıda Lulu'nun evdeki tuvaleti bir türlü kabul edemediğini de yazmıştım.
O yüzden yavru tuvalete gittiğinde neler oluyor diye endişelendi bir kaç gün.Onu uzak tuttum, engel olmaması için.
Sonra nihayet perşembe günü yavrusunun yanına o tuvalete Lulu'da girdi.
Hahaha yani o yavrusundan öğrendi tuvaleti kullanmayı. Ama ben memnun oldum mu? Hayıııırr.
Ya zaten Roka,Maydanoz filan derken o kum 15 gün zor dayanıyordu.Bana yeni bir masraf daha çıkar bu durum da.Onun için yaniiii.:(
Patiyle kalın.:)

KANDİL TEBRİĞİ

( Bu yazının asıl tarihi:30 Mart 2007)














Kandilinizin Mübarek olmasını diler,

saygı ve hürmet ile ellerinizden öperiz.:)

Annemiz beğendiği resimleri dizmiş,sayımıza dikkat etmemiş.

Kusuruna bakmayın lütfen.:)